Üç kuruş fazla olsun , Tergan olsun diye bir tabir duymamışsanız bile, ne anlatılmak istediğini gayet iyi anlamışsınızdır.Markanın ismini duyunca akla gelen ilk şey kalitedir.Tergan‘ın bilinen ikinci özelliği ise tam bir klasik olması. Kimse bir Tergan çantaya ya da cüzdana sahip olup ta modası geçti diye atmaz ya da kullanmaktan vazgeçmez. Aslında zaten de eskimez, çünkü Tergan deri ürünleri tasarımı ve üretimiyle gerçekten de çok sağlam.
Okumaya devam et
Kategori arşivi: Genel
Nargile İçmenin Püf Noktaları ve Tarihçesi
Nargile içmek büyük bir keyiftir tabiki sek nargileyi bende tavsiye etmiyorum ama meyveli nargilenin herhangi bir zararını görmedim bu güne kadar özellikle arkadaş ortamlarının vaz geçilmez bir zevki olan nargileler ilk defa içenlerin korkulu rüyalarıdır sizlerde ilk defa nargile içecekseniz paylaştıgımız yazıya bir göz atmanızı tavsiye ederim işte nargile içmenin püf noktaları;

Nargile , Asya’ya özgü geleneksel bir tütün içme aracıdır. Kullanıcının bir hortum aracılığıyla sudan geçerek süzülen dumanı içine çekmesini sağlayan bir düzenek olan nargile , içim şekli ve adabı , yüzlerce yılda oluşmuş kullanım geleneği ile basit bir aletten fazlasını ifade etmekte olup , doğu kültürünün bir parçası haline gelmiştir.
Nargile’nin geçmişi
İnsanoğlu ilk olarak milattan önce keşfetti tütünü. İbadet amacıyla yaktıkları tütün yapraklarının verdiği keyfi farkeden insanlar, o günden beri onu hayatlarında vazgeçilmez kıldı. Tütün, tarih boyunca çeşitli medeniyetler tarafından şekillendirildi. Pipo oldu, puro oldu, sigara oldu, ağızlarda çiğnendi. Ancak hiçbir şekil, tütünle “nargile” kadar bütünleşmedi.
‘Hindistancevizi’nin dışındaki tütün benzeri tabakayı yakan ve cevizin içine soktukları kamışla keyif yapan Hindliler, asırlar sürecek olan nargile geleneğini de başlatmış oldular. Nargile, aradan geçen yüzyıllar sonunda bir kültür haline dönüştü. Dede torununa miras bırakacak kadar değer verdi nargilesine. Kimi zaman sultanların başucunda yerini aldı , kimi zaman ise hakettiği ilgiden mahrum bırakıldı. Nargile ve nargile çevresinde oluşan göz kamaştırıcı kültür, bugün yine o ihtişamlı günlerine yeniden dönmenin hazırlığını yapıyor. Tütüne sihir katan kültür, gün geçtikçe daha fazla ilgi sevgi görmeye devam ediyor.
Zamansızların işi
Doğu kültürünün önemli bir parçası olan nargilenin ismi Farsça’da ‘Hindistancevizi’ anlamına gelen “nargil” kelimesinden geliyor. Araplar’ca “Şisa”, İranlılar’ca ise “Kalyan” olarak adlandırılan ‘nargile’nin ilk örnekleri Hindistan’da ortaya çıktı. ‘Hindistancevizi’nin içi boşaltıldıktan sonra kabuğuna bir kamış sokularak yapılan ilk nargile, hintkeneviri tüketiminine yeni bir boyut katarken, ‘Hindistancevizi’ ise zamanla yerini kabağa bıraktı. Gün geçtikçe yaygınlaşmasının ardından da porselen ve bronz gövdeli nargileler ortaya çıktı ve bunları çini, gümüş cam gövdeli nargileler izledi. Önce İranlılar sonra da Araplar arasında yaygınlaştı.
Araştırmacıların ’sohbet medeniyeti’ diye tanımladığı Osmanlı ise tütünü tanıdığı 16′ncı yüzyıldan bu yana nargileyi içine çekip, dumanını göğe savuruyor.. Muhabbet erbablarının vazgeçilmez dostu nargile, bu misyonunu günümüzde de hiçbir şey yitirmeden sürdürüyor. Çünkü tiryakilere göre tek başına nargile içmenin hiçbir anlamı yok. Bu nedenle nargile kahveleri hâlâ en koyu sohbetlerin başlıca mekanı olma özelliğini koruyor.
Nargile tiryakileri arasında oldukça yaygın bir deyim var: “Bu meret zamansızların işi”… Çünkü bir nargileyi içmek için en az 2 saati gözden çıkarmak gerekiyor. Bu süre de oldukça derin sohbetlerin başlaması için fazlasıyla yeterli oluyor.
Zahmetli ama lezzetli
Nargile içmek ne kadar lezzetli ise hazırlanışı da bir o kadar zahmetli. Dışarıdan çok basit bir olaymış gibi görülen nargilenin içilecek duruma gelmesi için binbir türlü işlem gerçekleştiriliyor. Nargile, ‘Rüle, Ser, Marpuç ve Şişe’den oluşuyor. Tütünün konulduğu bölüme Rüle, nargilenin uzun gövdesine Ser, içinde dumanı filtre eden suyun olduğu ve meşhur fokurdamaların geldiği bölüme Şişe, dumanı şişeden alan ve ağıza ulaştıran hortuma ise Marpuç ismi veriliyor.
Nargilenin en önemli öğesi tütün. Tömbeki ismi verilen tütün, kıyıldıktan sonra geceden ıslamaya bırakılıyor. Üzerine nemli havlu örtülüp bir süre bekletiliyor. Nargilenin iyi olmasının sırrı da bu tavının iyi olmasında yatıyor. Tömbeki suyun içinde belirli bir süre bekletildikten sonra özenle lüleye sarılıyor ve servisten önce suyu sıkılarak rülelere, yani tütünün konduğu delikli tablaya yerleştiriliyor ve tütün çelik şişlerin yardımıyla tam ortadan deliniyor. Rüleye yerleştirilen tömbeki, yine ıslatılmış ancak ikiye bölünmüş ve kalın damarları alınmış bir tütün yaprağıyla sarılıyor. Daha sonra sere yerleştirilerek kısa boylu bir meşe ağacı türü olan pırnal kömüründen elde edilmiş köz ile yakılıyor. Bu klasik yani birkaç yıl öncesine kadar Osmanlı ve milletler tarafından kullanılan tömbeki türü.
Bir de bunun yanısıra günümüzde Mısır’dan getirtilen ve adına bahri veya Arap tömbekisi denilen bir tömbeki türü daha var. Bunlar fermente edilmiş meyvelerden elde ediliyor ve özellikle gençler rağbet ediyor. Bu tür tömbekiler, elma, nane, kayısı, çilek, muz, limon, ananas gibi keskin kokulu meyve veya bitkilerden yapılıyor.
Son dönemde Suudi Arabistan’dan getirilen ve en pahalı tömbeki türü olarak nitelenenler ise ballı, güllü ve capuccinolu olanlar. Şişe bölümüne konulan su ise zaman zaman içilen tütün çeşidine göre değişebiliyor. Örneğin capuccinolu ya da muz aramolı tütün içmek isteyenler, dilerlerse şişeye su yerine süt doldurtuyorlar.
TÜTÜN Amerika’nın keşfinden 110 sene sonra 1601-1603 yılları arasında Osmanlı’ya girerek kullanılmaya başlanır. Önceleri sadece yabancı memleketlerden yapılan tütün ithalatından gümrük vergisi almakla yetinilirken, tütün tiryakilerinin çoğalması üzerine dönemin din uleması tütün kullanımına karşı fetva çıkarır. Fetva üzerine de Padişah I. Ahmet tütün içmenin yasaklanması hususunda bir ferman yayınlar. Ancak, I. Ahmet’ten sonra tahta geçen Sultan Mustafa ve II. Osman devirlerinde tütün yasağının önemli bir etkisi olmaz.
OSMANLI 16.YÜZYIL’DA TANIDI
TÜTÜN Amerika’nın keşfinden 110 sene sonra 1601-1603 yılları arasında Osmanlı’ya girerek kullanılmaya başlanır. Önceleri sadece yabancı memleketlerden yapılan tütün ithalatından gümrük vergisi almakla yetinilirken, tütün tiryakilerinin çoğalması üzerine dönemin din uleması tütün kullanımına karşı fetva çıkarır. Fetva üzerine de Padişah I. Ahmet tütün içmenin yasaklanması hususunda bir ferman yayınlar. Ancak, I. Ahmet’ten sonra tahta geçen Sultan Mustafa ve II. Osman devirlerinde tütün yasağının önemli bir etkisi olmaz.
NARGİLENİN ANATOMİSİ
SİPSİ: Nargileyi ekonomik hale getiren sonradan yapılmış bir ek. Marpucun ucuna takılıyor ve içmek isteyen herkese bir tane veriliyor. LÜLE: Tütünün içine bastırılmadan konduğu ve üzerine közün yerleştirildiği seramik kap. TÖMBEKİ: Aromalı tütünler çıkmadan önce kullanılan tek nargile tütünü. MANGIR: Nargile kömürü uzun süre dayanmalı. Bu nedenle yanmış ve söndürülmüş meşe kömürü kullanılıyor. MARPUÇ: Nargilenin gövdesinden dumanın çekildiği uca kadar, hortum dahil bölümün tümü.
AĞIR AĞIR İÇİLMELİ
“Her yiğidin bir yoğurt yemesi vardır” denilse de nargileden asıl keyfi almak için mutlaka içim tekniğini de bilmek gerekiyor. Her tiryaki kendine göre bir zevk alma biçimi belirlemiş. Ancak hepsinin de buluştuğu ortak nokta “ağır, ağır içmek gerektiği”
İşte ustalarına göre nargile içme teknikleri: Öncelikle sigara gibi değil pipo gibi içiliyor. Yani, havayı nefes alır gibi çekmelisiniz ki şişedeki su fokurdasın ve tütün yansın.
Bu arada iki içim tekniği var: Göbekten ve göğüsten. Göğüsten içim yorucu olduğu için göbekten içim tercih ediliyor. Bu yöntemde dumanı diyaframınızı kullanarak midenize çekiyor ve üflüyorsunuz. Nargile sisesinin içindeki suyun üzerinde bir hava boşluğu var ve siz marpuçtan nefes çektiğinizde gelen duman, bu hava boşluğuna geliyor. Sonra hava çıkacak başka bir yeri olmadığı için sudan vakum yapıyor ve suyun içinde süzülerek size ulaşıyor. Nargileyi sigaradan ayıran en büyük fark ise dumanın suyun içinde soğuması ve bu aşamada tütünün içindeki zararlı maddelerin filtre edilmesi.
Nargilenin de dili var
Nargilenin etrafında çevrelenen sohbet kültürü, beraberinde insana has iletişim sözcüklerini de beraberinde getirmiş. Bunlardan nargileyi anlatan ve en çok bilineni ise “Maşa, Meşe, Köşe, Ayşe” kelimeleri.. Yanyana geldiklerinde tatlı bir ahenk veren bu kelimelerin herbiri aslında bir çok şeyi anlatıyor. Tütünün olduğu yerde olmazsa olmazlardan biri olan ateş beraberinde “maşa”yı getirmiş. Nargilenin közlerini her dem tazelemek mutlaka maşaya ihtiyacınız var. “Meşe” ise, ateşin olmazsa olmazı. Çünkü nargilenin közünun mutlaka meşe odunundan yapılmış olması gerektiğini anlatıyor. Nargilenin en önemli özelliklerinden biri de şüphesiz ki rast- gele bir mekanda içilmemesi. Hem nargile kültürüne olan saygı hem de alınan keyfin olur olmaz sebeblerle bölünmemesi açışısından kendinize mutlaka bir “köşe” bulmanız gerekiyor. Tekerlemenin son kelimesi “Ayşe” ise hizmet edenlere verilen lakab. Servis yapan garsonların güleryüzlülüklerini ve hizmetlerinin kalitesini Ayşe kelimesi belirliyor.
Modifiyeli Arabalar 2012
2012 model yılında piyasaya çıkması beklenen özel üretim lüks arabalar tanıtım amaçlı görücüye çıktı.Genellikle modifiyeli otomobiller ve arabalardan oluşan bir resim galerisi ,bu forumda bulabileceğiniz en güzel şık otomobiller sizlerle ![]()
Okumaya devam et
Saçlara Mısır Örgü Nasıl Yapılır?
Bir önceki yazımızda fotoğraflarını paylaşmış oldugum mısır örgü saç modellerinin şimdide nasıl yapıldığını öğrenelim günlük hayatta bayanlar tarafında oldukça sık kullanılan bu modelin yapılışıda oldukça kolay eminim bilmeyen bayan yoktur ama biz yinede bir hatırlatmak istedik;

Mısır örgü yapabilmek için saçımızı öncelikle bir noktadan sıkıca toplamamız gerekiyor. İster tepeden ister enseden. Daha sonra topladığımız kuyruğu ikiye ayırıp daks ve viryantinle dağılan ve uçuşan saçları yatırıyoruz. Saçlarımızı eşit miktarda ikiye bölmemiz en önemli faktörlerden birisidir. Daha sonra ister sağdan ister soldan küçük bir tutam alıp diğer tutam diğer tutamın içine adapte ediyoruz. Yani sağ tutamdan alıp sol tutama adapte ediyoruz. Sağdan alıpta soldaki kısma adapte ederek saçlarımızı örmeye başlıyoruz. Buradaki en önemli unsur ince tutamların diğer tutamların arasına katılırken gayet sıkı bir şekilde sabitlenmesi. Yoksa saçlar diğer tutamların arasından kaymaya başlayacaktır. Bu yüzden saçları sıkıca örmek şarttır. Bu saç modelini örerken tarak kullanmaya da gerek yoktur.
Örgümüzün sonuna geldiğimiz kısımda da yine başladığımız gibi soldan aldığımız tutamı sağa, sağdan aldığımız tutamı sola adapte ederek örgüye devam ediyoruz. Saç uçlarına kadar ördükten sonra ucunu bir lastik yardımıyla sabitliyoruz. Doğal olarakta mısır örgümüz hazır olmuş oluyor.
Mısır Örgü Saç Modelleri 2012
Mısır örgü saç modelleri bence her bayana yakışan doğallığı yansıtan bir modeldir. bir sonraki yazımda mısır örgü saç modellerinin nasıl yapıldığını paylaşacağım arkadaşlar merak ederseniz inceleyebilirsiniz işte doğallığın simgesi 2012 mısır örgü saç modelleri; Okumaya devam et
Örgü Eldiven Örnekleri 2012
Kışın gelmesiyle beraber cilt çatlakları da beraberinde geliyor ellerimizin çatlaması büyük sorun öyle değil mi hepimiz bu durumdan nefret ederiz bende sizler gibi nefret edenler kategorisin de yer alıyorum bu soruna çözüm buldum sanırım şık ve küçük bir yöntem olarak eldivenler aklıma geldi bende sizler için bu yılın en şirin ve tercih edilen örgü eldiven modellerini paylaşıyorum buyrun beraber bakalım; Okumaya devam et
Örgü Bikini Örnekleri 2012
Bu yaz deniz kum güneş keyfini örgü bikinilerle yaşamak istiyorsanız aynı modelleri kendi örgü çeşitlerinizde uygulamak isteyenler için 2012 nin en çok tercih edilen örgü bikini modellerinden sizler için beğendiklerimi paylaşıyorum; Okumaya devam et
Kanserden Korunmanın Yolları
Çağımızın en büyük tehtitdi kanser hastalıklarıdır her yıl milyonlarda insanımızı bu hastalıklara kurban vermekteyiz çoğu ya bilinçsizlikten yada ihmalkarlıktan dolayı kansere yakalanarak ölmektedir hem kendinizi hemde sevdiklerinizi bu illetten korumak istiyorsanız nelere dikkat etmeniz gerektiğini bu yazımızda sizlerle paylaşıyoruz buyrun birlikte öğrenelim;

Domates kanser hastalarına önerilir. Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir. Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.
Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.
Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır.
Maydanoz kansere iyi gelir.
Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.
Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur.
Domates kanser hastalarına önerilir. Karaturp kür halinde yenilince kansere karşı vücudun direncini arttırır. Az yenince tembel organları harekete geçirir. Isırgan otu çayı kansere iyi gelir.
Kiraza rengini veren maddenin göğüs, bağırsak ve prostat kanserine iyi geldiği öne sürülmektedir.
Lahana bol miktarda B ve C vitaminleri ile kanser oluşumunu önleyen negatif enzimler içerir. Sabah kahvaltısından evvel içilen bir bardak lahana suyu sağlığa yararlıdır.
Maydanoz kansere iyi gelir.
Sarımsak ve pancar kansere ve kansere yatkın vücutlara iyi gelir.
Üzerlik otu çayı kan pıhtılaşması gibi hallerde çok etkili olur.
Ökse Otu Nedir ve Faydaları Nelerdir ?
Ökseotugiller familyasından,bazı ağaçlar üzerinde asalak yaşayan ufak çalı halindeki bitkilerin genel adına ökse otu denir.100 ü aşkın çeşidi vardır.Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde çoğunlukla bulunur.Türkiye de pek çok ağaç dalları üzerinde gelişir.Bunlar Çam,Göknar,Söğüt,Kavak,Meşe,Ihlamur ve Bazı meyve ağaçları… Okumaya devam et
Din İle İlgili Güzel Sözler
BÜYÜK KİŞİLERİN DİN İLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLERİ

- Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır Atatürk
- Din bir milleti millet yapan unsurların arasındadır Renan
- Din adamı, geçindiremeyeceği kadar büyük bir ailenin reisidir Samuel Johnson
- Din her cihetten yükselmeyi emreder ve insanı yüceltir Hzli ra
- Dinin aslını anlamaya imkan yokturOna ancak hayran olunur Mevlana
- Dinsiz bilim kör; bilimsiz din topaldır Einstein
- Din, Tanrı’yla insanlara karşı duyulan sevgiden başka bir şey değildir William Penn
- Din yüzünden gerilemedik, gerilediğimiz için dinden ayrıldık Peyami Sefa
Anne Sütünü Arttırmak İçin Yapılması Gerekenler
Yeni doğum yapan bayanlar çocuğunuzu emziriyorsunuz fakat sütünüz yeterli ve doyurucu değilmi yada hiç sütünüz gelmiyor mu ? bu durumdan endişe duyup stres yaratmaya gerek yok sizler için araştırdım ve paylaşıyorum işte Anne Sütünü Arttırmak İçin Yapılması Gerekenler;

Anne Sütünü Artırmanın Yöntemleri
Sevgili Anneler Bebeklerin alması gereken tüm besinleri içeren, onları bulaşıcı hastalıklara karşı koruyan ve bağışıklık sisteminin güçlü olmasını sağlayan anne sütünün artırılması için bir dizi önerilerde bulunuluyor.
Bu önerilerden bazılarını şöyle sıralıyabiliriz
Kendinizi psikolojik olarak emzirmeye hazırlamak, ayrıca emzirme eğitimi ile birlikte meme başının süt vermeye hazır hale getirilmesi için gerekli egzersizleri öğrenmek ve uygulamak için doğumdan önce mutlaka bir çocuk hekimine gitmelisiniz.
Sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, bebeğinizi doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirmelisiniz.
Doğduğu andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Yenidoğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler.
Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durum da daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdalara, bebek 4-6 aylık olmadan başlamamak gereklidir.
Ayrıca sütünün az geldiği düşüncesinde olan annelerin şekerli gıdalardan (pekmez, bal, reçel gibi) daha fazla tüketmesi tıbben tam kanıtlanmış olmamakla birlikte faydalı olacaktır.
Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesi de son derecede önemlidir.
Her emzirmede, bir önceki beslenmede en son verilmiş memeden başlanmalıdır.
Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık 20-30 dakika sürmelidir.
Başkaca sıvılar vermek için biberon kullanılmamalıdır, bebeğin meme emmesini tümüyle kesebilir. Biberonun gerektirdiği emme şekli meme emilmesinden daha farklı ve kolay olduğu için biberonu tercih etmelerine neden olabilir.
Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de özel bir önem göstermelidir. Emziren anne, günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içmeli veya yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini yemelidir.
Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir.
Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir.
Süt üretimi konusunda iki önemli faktör vardır bunları şöyle sıralıyabiliriz
*Birincisi yeterli miktarda sıvı tüketmektir. Bu sadece süt değildir, su yada meyve suyu olabilir. Susuzluk ihtiyacı gidermek için bir göstergedir. Ancak bütün işi yapmaz.
*Daha fazla sıvı tüketmeye özen gösterin.
*Bebeğinizi emzirirken bir bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.
*Bol sıvı tüketmek size süt yaptırmaz ancak kaybettiğiniz sıvıyı geri kazanmanızı sağlar.
*Emzirirken fazladan 500 kalori alınması gerekir. Kilo vermek için rejime giren bayanlar daha az kalori aldıkları için bu dönemde güçsüz kalırlar ve vücutları optimal süt üretimini sağlayamaz.
Şifon Elbise Modelleri 2012
Kendi tarzınızı yaratmak istiyorsanız şifon elbise modelleri size çok hoş gelecektir. Şifon elbise modelleri genç bayanların elbise tercihleri arasında yıllardır yer alıyor. Yeni yılın modasını gardrobunuza yansıtırken aynı zamanda en güzel elbise modellerine sahip olmak istiyorsanız 2012 yılının şifon elbise modellerini tercihleriniz arasına ekleyebilir, harika elbise modellerine sahip olabilirsiniz. Okumaya devam et
Adaçayının Faydaları Nelerdir
Ada çayı kış ayları için mükemmel bir sağlık dostudur kışın soğuğunda sıcacık bir tat yakalamak istiyorsanız normal çay yerine ada çayı tavsiyemizdir içerkende ne içtiğinizi nelere iyi geldiğini öğrenmek istiyorsanız buyrun sizler için ada çayının faydaları;

- Mide ve bağırsak gazlarını giderip bulantıyı keser.
- Uyarıcı özelliği olmasından dolayı kan dolaşımının düzenli çalışmasını sağlar.
- Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
- Depresif haller ve buna bağlı sinirsel titremelerde kullanılır.
- Sinirsel yorgunluklara iyi gelir.
- Soğuk algınlıklarında fayda sağlar.
- Menopoz dönemi sıkıntılarını azaltıcı etkisi vardır.
- Ada çayıyla gargara yapılırsa ağız, dişeti ve dildeki şikayetlerle boğaz ve bademcik enfeksiyonlarına karşı faydalıdır.
Zatürre Nedir? ve Tedavisi İçin Yapılması Gerekenler
Zatürre kış aylarında sık rastlanan bir hastalıktır zattürre nin ne oldugunu ve hangi yollarla iyileşeceğini merak ediyorsanız sizler için paylaşıyorum İşte zatürre ve tedavisi; Okumaya devam et
İyot Yetersizliği Hastalıkları
İyot yetersizliğinde görülen çeşitli hastalıklar mevcuttur günlük iyot alımı hakkında bilgi almak istiyorsanız sizler için paylaştığımız yazımızı okumanızı tavsiye ederim;

İyot vücutta büyüme ve gelişmeyi sağlayan tiroid hormonlarının, işlevini yerine getirirken kullandığı en önemli elementlerden biri.
İyot Eksikliğinde Oluşan Hastalıklar;
Anne Karnında ve Bebeklikte;
* Düşük
* Ölü doğum
* Bebek ölümü
* Sağırlık
* Dilsizlik
* Cücelik
* Zeka geriliği
* Doğum anomalileri (Doğuştan olma bozukluklar)
Çocukluk ve Gençlikte;
* Guatr
* Kısa boyluluk
* Zihnin yetersiz çalışması
* Öğrenme yetersizliği
* Algılama ve öğrenmede yetersizlik
Yetişkinlerde;
* Guatr
* Verim düşüklüğü
* Tiroid kanser riskinde artmadır.
- Neden Tuzun İyotlanması Tercih Edilmiştir?
Çünkü;tuz herkes tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Düşük maliyetlidir ve yıllık olarak kişi başına tüketim fiyatı ucuzdur.
Günlük iyot alımı ne kadar olmalıdır?
0-12 AY – 50 mcg/gün
1-6 YAŞ – 90 mcg/gün
7-12 YAŞ – 120 mcg/gün
12 YAŞ ve ÜZERİ – 150 mcg/gün
GEBE – 200 mcg/gün
LAKTASYON – 200 mcg/gün